Boşanma Çocuğu Nasıl Etkiliyor?

Boşanma Çocuğu Nasıl Etkiliyor?

Aile içinde geçimsizlik varsa ve çift mutlu değilse “boşanma” kararı nasıl verilmeli?

Boşanma kararı iki yetişkinin hayatlarını planlamak adına verecekleri çok ciddi bir karar. Bu kararda kültürel yapıları gibi, sosyal olarak iletişim durumunda bulundukları kişi ve ortamların değerlendirmeleri de kendi kararları kadar etkili olabiliyor.

İki yetişkin için yaşantılarını beraber geçirmek giderek zor hale geldiyse, bilhassa karşılıklı değer verme/değer alma duygusundan uzaklaşıldıysa, evliliğin devamı esasen olabildiğince “gösteri amaçlı” oluyor. Ancak yine de kararın zamanı, şekli, bütünüyle bu iki yetişkine ait. Boşanmama da, ilişki hiç yolunda gitmese de, şahsi tercihleri olabilir, kuşkusuz.

√Çocuklara Matematiği Sevdirmek İçin Yapılması Gerekenler

 

Boşanmayı düşünen eşler çocuğun durumu, psikolojisi açısından ne gibi tedbirler almalı?

Öncelikle sağlıklı yürümeyen bir aile ilişkisi içinde çocuğun da ruhsal yönden sağlıklı olamayacağı bilinmelidir. Sadece çocuk olduğu için ilişkinin devamı planlanıyorsa hiç değilse ilişki daha kaliteli hale getirilmeye çalışılmalı.
Çocuğun ruhsal durumu için sağlanması gereken en sağlıklı konum, çocuğa kimin, hangi koşullarda bakacağının ayarlanmasıyla mümkün olur. Çocuğun hayat kalitesinin değişmeyeceğinin veya var olan durumdan daha kötüye gitmeyeceğinin çocuğa anlatılması olabildiğince rahatlatıcıdır.

Ayrılma aşamasında yetişkinler çocuğa büyüyeceği ortam ile ilgili komplike, dengesiz bir yapı sunarlarsa kaçınılmaz olarak çocuk bu kaostan olumsuz etkilenir ve yoğun kayıp, yitim duygusu yaşar. Çocuğun imkanlar dahilinde yaşadığı yer, okuduğu okul değiştirilmeden, anne veya babasını tamamiyle kaybettiği izlenimi verilmeden ayrılık sürecine hazırlanması gerekir.

bosanma-cocugu-nasil-etkiliyor

Çocuğa verilen boşanma kararı nasıl anlatılmalı? Bu karar anlatılırken genel olarak çocuklardan ne çeşit reaksiyonlar ve sorular geliyor?

Çocuğa anne ve babanın artık aynı evde yaşamama kararı aldığı, her iki ebeveyn varlığında anlatılmalı. Bu kararda kendisinin rastgele katkısı veya etkisi olmadığı, bundan sonra da olamayacağı, netlikle ifade edilmeli. Yani, “biz ayrılmayı düşünüyoruz, sen ne dersin?” çocuğa sorulabilecek en kötü sorudur.
Çocuk, kiminle birlikte kalacağını, kimlerle nasıl zaman geçireceğini, giden yetişkinle ne sıklıkta görüşebileceğini bilmek ister. Bu hususta sorular soracaktır. Olabildiğince gerçekçi, yaşamayı planladığımız hayata makul cevaplar vermek gerekmektedir bu noktada.

Örneğin; Ebeveynlerden biri başka bir ülkede yaşayacaksa, “her istediğinde onu görebilirsin” demek dürüstçe olmaz ve bu aşamada çocuğun güven duygusu zedelenebilir.
Ebeveynlerin düşündüğünün aksine, “kim suçlu, kim ayrılmak istiyor” soruları sık sık sorulmaz çocuk tarafından. Yine de bu tür sorular karşısında ortada bir suçlu olmadığı çocuğa ifade edilmelidir.

√Övülen çocuklarda narsist olma riski

 

Yaşanan boşanmalar çocuğu nasıl etkileyebilir?

Bu noktada boşanmaların biçimi çok önemlidir. Çirkin sözlerin, tanımların sıkça kullanıldığı, her iki tarafın birbirini ve ailelerini suçladığı bir ortamda çocuğun öfkesi artabilir. Depresif bulgular (değersizlik ve suçluluk duyguları, ağlama hissi, uyku problemleri, ders başarısında düşme) izlenebilir.

Ebeveynlerin kendilerini denetleyebildiği daha sağlıklı ayrılma süreçlerinde çocukların çoğunda bu olumsuz ruh halinin yaşanmadığını söyleyebiliriz.

√Çocuklarda Beyin Gelişimini Güçlendiren 8 Besin

 

Boşanmanın gerçekleşmesinin ardından anne- baba ilişkisi nasıl olmalı?

Ebeveynler ayrılık kararından sonra artık farklı evlerde yaşamakta, farklı hayat tarzlarına sahip iki insan olarak hayatlarına devam etmektedir. Değişmeyen tek şey, çocuklarının varlığı, anne ve babalıklarıdır. Birbirlerine duydukları öfke sebebiyle çocuklarını görme veya ihtiyaçlarını karşılama konusu ile ilgili zorluk çıkaran ebeveynler ruhsal anlamda çocukta büyük hasar yaratacaklarını bilmeli.
Bir diğer nokta, ebeveynlerden birinin ilişkiyi devam ettirmek adına çocuğu ve ihtiyaç alanlarını kullanmaya çalışması. Çocuğun sağlık problemlerinin veya okul, disiplin sorunları abartılarak her seferinde ebeveynleri bir araya getirmesi sağlanıyorsa, çocuk bu tür problemler üretmeye devam edebilir. Bir çeşit birleştirme talebi ile hareket edebilir çocuk. Bu da ciddi bir ruhsal yük oluşturur.
Aslında yapılması istenen olabildiğince kolay. Birlikte yaşadığımız zaman süresince nasıl ki yaşantımızı daha basit hale getirmeye çalışıyoruz, destek oluyoruz, aile kavramı bu demek, özünde. Ayrılık sonrası tam anlamıyla böyle olamasa da, karşımızdaki insanın hayatını zorlaştırmamak için önlem almak makul.

Bu, çocuğun yükünü ruhsal olarak azaltacak bir nokta. Yani, çocuk rahatsızlandı, hekime gidilmesi gerekli, bunu tek bir ebeveyn basitçe halledebilecekken, diğerinin de çağırılması, gelmeye zorlanması, gelememesi halinde ebeveynlik ve sorumluluk anlamında yetersizliğinin, bilhassa çocuğun yanında sorgulanması, olabilecek en yaralayıcı tablolardan dır çocuk için.

 

Çocuk okul çağındaysa okul ile anne – baba nasıl bir iş birliği yapılmalı ki çocuk okulda fişlenme gibi bir durum yaşamasın?

Okullarda rehberlik birimleri ile görüşülmesi makul olur. Sıklıkla çocuğun sosyal ve akademik ahengi için önlemler alan, iyi çalışan birimler bunlar.
Okulla ilişkide de ebeveynlerin net olması, kendi içlerindeki çatışmayı okula yansıtmaması çok önemli bu noktada. Bazı ebeveynler boşanmayı saklanması gereken bir durum gibi algılayabiliyor. Çocuğun günlük hayatının çoğu okulda geçiyor. Anne baba ayrılığının okulla, çocuğunuzun güvendiğiniz öğretmenleriyle paylaşılması en sağlıklı destek olacaktır okul ile ilgili olarak.

Fişlenme, bir algı hatası bana göre. Boşanmış anne babası olan birden fazla çocuk var. Okulların da yeteri kadar anlayışlı ve çocuğu ruhsal açıdan kavrayıcı tutumlar geliştireceğini düşünüyorum. Bu beklenen olumlu destek alınamazsa okul değişikliği yapılması bile faydalı olabilir.

 

Boşanmış ailelerin çocukları her zaman bu durumdan etkilenir mi?

Toplumumuzda genel olarak çocuğun her olumsuz davranışını boşanmaya mal etmek gibi bir eğilim var? Bu ne derece doğru?
Boşanmamış bir ailenin çocuğu da aynı davranışları gösteremez mi?
Boşanma, bir yaşam tarzının köklü değişikliği. Elbette hem ebeveynleri hem çocukları etkilemesi kaçınılmazdır. Ancak tek başına boşanma kararının çocuklarda ruhsal hastalıklara neden olacağını söylemek olası değil.

Karışık, çirkin ve kaotik bir ayrılma süreci çocukları olumsuz etkiler. Bununla beraber ev içinde birbiriyle ilişkisinde dengesiz, gergin, ahenksiz iki yetişkin olarak ebeveynler de çocukta ruhsal rahatsızlık zemini hazırlamaktalar, ayrılma kararı olmadan da.
Boşanma olmadan da çocuklarda depresyon, kaygı bozukluğu, öfke kontrolünde problemler görülmektedir. Boşanma tek başına bu sorunlara neden olmaz. Toplumumuzda aile birliğinin devamını sağlamak adına, çocukların olumsuz etkilendiği fazlaca abartılmakta. Bilimsel açıdan, çocuğun anne babası ayrıldıysa depresyona girer, davranışları bozulur, boşanma olmazsa çocuk tamamiyle ruhsal yönden sağlıkla yaşamına devam eder, gibi tanımlamalar yapmak olası değildir.

 

Boşanmış bir çift ne kadar süre sonra yeniden diğer bir ilişkiye sıcak bakmalı? Bunun istatistiki, bilimsel verisi var mı?

Bu tür bir istatistikten söz etmek olası değil. Çünkü çok bireysel cevaplar verilebilir bu tür bir soruya. Boşanmanın bir tür yas süreci yaşatacağını hesap etmek gerekiyor. Bireylerin yas tutma biçimleri ve süreleri ne kadar farklıysa ayrılıktan sonra yeni bir ilişki kurma süreleri de o kadar farklılık gösterecektir. Ancak ayrılık süreci, yasal olarak boşanma gerçekleştikten sonra başlamıyor, bu da bilinmeli. Sıklıkla ilişkiin sağlıksız, doyum vermeyen hale gelmesinin sonrasında ayrılık süreci başlar, duygusal olarak. Bu nedenle de, boşanma sonrasında sağlıklı bir diğer ilişki kurabilmek için şu kadar süre, gün gerekmektedir, gibi yöntem bir tanım yapmak mümkün olamıyor.

 

Anne ya da baba boşanmadan sonra hayatına giren diğer kişileri çocuk ile tanıştırmalı mı?

Ebeveynler boşandıktan sonra hayatlarına girecek olan kişileri, yalnız ciddi ve uzun süreli bir ilişki söz konusu ise çocuklarıyla tanıştırmalıdır. Hayatlarına giren partner veya partnerlerini çocuklarıyla her defasında tanıştırmayı tercih etmesi halinde ebeveyn ciddi bir öfkeyle ve ahenk problemiyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca çocuğa gelecekte yaşayacağı ilişkiler konusu ile ilgili yanlış bir model oluşturabilir.

 

Boşanmış bir anne ya da baba yeniden evlenmeyi düşündüğünde bu çocuğa nasıl anlatılmalı?

Çocuğun yaşına ve genel gelişim düzeyine göre farklı sözlerle durum tanımlanabilir. Okul öncesi dönemde çocuk anne veya babasının bir başka biriyle evleneceğini, aynı evde yaşayacağını bir parça öfkeyle karşılayıp yeni partneri diğer ebeveyniyle karşılaştırma yoluna gidebilir.
İlkokul döneminde daha akılcı, hem soyut hem somut olaylar üzerinden bu kişinin sevilen, iyi bir insan olduğu anlatılabilir.
Ergenlik döneminde ise daha fazla soyut kavramlarla ilişkinin uzun süreli bir boyuta taşınacağı ifade edilmeli, duygusal ihtiyaçlardan söz edilmelidir.
Ne olursa olsun, ebeveynin evlenme kararı aldığı kişinin, “yeni-cici anne” veya “yeni-cici baba” olarak tanımlanmasından kaçınılmalıdır. Çocuğun bu şahsa nasıl hitap edeceği, saygı sınırları kapsamında, çocuk tarafından belirlenmelidir.
İkinci evlilik gerçekleştiğinde çocuk bilhassa evlenen ebeveyn ile yaşıyorsa, çocuğa yaklaşım evde nasıl olmalı?
Çocuğun yaşantısında değişiklik olması kaçınılmazdır. Ebeveyniyle yalnız zaman geçirmesi, bazı problemlerin çözümünde ebeveyninden, yeni eş yokken destek alması, onu rahatlatır. İlişkinin aynı güven duygusuyla sürdüğü hissi yerleşir. Ancak olayların çözümünde yeni eşin fazlaca müdahaleci davranması, çocuğun tarafında olsa dahi kontrolünü kaybetmesi, çocuğun ebeveyniyle ilişkisinin sıcaklığını kaybettiği duygu yaşamasına yol açabilir.
“Sen benim babam değilsin, karışamazsın” veya “Sen annem olduğunu mu sanıyorsun” gibi incitici sözler işitilse bile ilişkiye taraflar sakinleştikten sonra, kaldığı yerden devam edilmelidir.
Erişkin davranışında esas olan, çocuğun açmazda olduğunu hissetmek ve yetişkin davranarak duygusal iniş-çıkışlardan ilişkiyi güvenliğini sağlamak olması gereklidir. Yeni eşin bu tavrı, çocuğun anlaşıldığı, desteklendiği duygusunu geliştirir, ilişkiyi sağlamlaştırır.

 

Evlenen ve evlenilen kişilerin ilk evliliklerinden çocukları varsa denge nasıl kurulabilir ev içerisinde? Ne gibi problemler çıkabilir?

Çok zor bir soru. Çünkü evlenen kişilerin ve çocuklarının mizaç ve yaş özelliklerine göre yüzlerce cevabı olabilir. En genel anlamda, her ebeveyn çocuklarının eğitiminden, disiplininden ve davranış şeklinden sorumlu olmalı, diğerinden bazı zamanlar destek almalıdır.

Bu desteğin ve çeşitli davranış değişikliklerinin her adımda çocuğa yansımaması gerekir. Eş ilişkisini çocuklarıyla ilişkisinden soyutlayabilmeli, onların arasındaki çatışma ve kırgınlıkları kendi ilişkilerine taşımamalıdır.

Çocukların kendi aralarında yaşadığı çatışmalar oldukça yetişkinlerin karışmadığı bir alan olarak kabul edilmelidir. Çocuklar tarafından hakemlik yapmaları veya çözüm tavsiyesi getirmeleri istendiğinde her iki tarafa da makul tavsiyeler, iki yetişkin tarafından, net ve tek bir doğru biçimide çocuklara sunulmalıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ